Türkiye'nin savunma sanayisinde çığır açan İnsansız Hava Araçları (İHA) ve Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) alanındaki lider kuruluşları, modern harp teknolojilerinin en kritik bileşenlerini bünyesinde barındırmaktadır. Bu kuruluşlar, keşif, gözetleme ve istihbarat gibi geleneksel görevlerin yanı sıra, elektronik saldırı, baskın görevleri, düşman hava savunmasını yanıltma/imha etme ve haberleşmeyi bozma gibi ileri düzey operasyonel yetenekler kazandırmaktadır.

Yerli ve milli üretimle geliştirilen Bayraktar TB2 ve ANKA gibi İHA/SİHA platformları, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) harekat kabiliyetini önemli ölçüde artırmış, sınır güvenliğini pekiştirmiş ve Türkiye'nin savunma sanayisinde kendi kendine yetebilme kapasitesini güçlendirmiştir. Bu araçlar, pilot bulundurmadan uzaktan kumanda veya önceden belirlenen görev planları ile hareket edebilme özelliği sayesinde, zayiat maliyetini düşürmekte ve ordular için cazip bir seçenek sunmaktadır.

İHA ve SİHA'ların silah olarak kullanılması, kaçınılmaz olarak bunlara karşı geliştirilen savunma sistemlerini de beraberinde getirmiştir. Bu savunma sistemleri, SİHA'ların fiziksel olarak vurulması veya yakalanması gibi geleneksel hava savunma yöntemlerini içermektedir.

Yüksek mühendislik ve Ar-Ge yatırımı gerektiren İHA tasarımı ve üretimi, bu kuruluşların temel faaliyet alanlarını oluşturmaktadır. Sahip oldukları gelişmiş özelliklerle modern hava teknolojisinin temel unsuru haline gelen yerli İHA sistemleri, hem savunma alanında hem de sivil uygulamalarda etkin bir şekilde kullanılmaktadır.

SİHA sistemleri, jet uçakları ve taarruz helikopterlerine göre oldukça düşük maliyetleri ile ön plana çıkmakta, bu da günümüzde taarruz kabiliyeti olan SİHA sistemlerinin İHA sistemlerinden daha fazla rağbet görmesine neden olmaktadır. Bu kuruluşlar, orduların istihbarat kabiliyetini artırmalarının yanı sıra vurucu güç olarak da etkin rol oynamaktadır.